Hadis inkârcılığının, diğer bir deyişle reform hareketinin temel olarak nasıl işlediğine kısaca değinelim. Bu yolla da İslam’ın içine sokulmaya çalışılan reform akımının ne derece büyük bir tehlike olduğunu anlamamız kolaylaşacaktır. Bu, sayfamızın önemini ortaya koymak için son derece gereklidir. “Bize Kuran yeter, Kuran’dan başka bir kaynağımız olamaz” anlayışıyla görünürde son derece masumane duran ancak içeriğinde Hz.Peygamberin(sav)sünnettinin ve hadis-i şeriflerin tamamının ya da önemli bir kısmının reddedildiği pek çok yanlışı barındıran bu ehli sünnet dışı akımın metodu kısaca şu şekildedir:
1. Öncelikle, hadis-i şeriflere ve Kuran ayetlerinin açıklamaları için Hz.Peygambere (sav) aslında ihtiyacımızın olmadığı iddia edilir. Bu görüşler de bazı Kuran ayetlerine dayandırılarak delillendirilmeye çalışılır. Halbuki bu sözde delillendirmenin asıl adı, bazen “ayetlerin önünü ardını keserek ve Kuran ayetlerinin bir kısmını alıp diğer bir kısmını almayarak Kuran’ı bölme”, bazen de “ilgili ayetlere yanlış anlamlar vererek ayetleri kendi görüşlerine uyumlu hale getirme çabasıdır”. Bu sayede, çarpıtılmış ayetlerle halkı yanlış bilgilendirme cüretini sinsice gösterip iddialar ısrarla savunulur. Sık sık, Kuran’a dönüş çağrısı yapılır ancak bundan kasıt “Kuran’dan kendi anladıkları anlama” dönüştür. Yani, çağrı Kuran’a değil, Hz.Peygamberden (sav) yalıtılmış kendi Kuran algılayışlarına yapılmaktadır. “Kuran’a dönüş yapın” sözüyle aslında “hadis-i şeriflere, fıkıha, akaide vb. ihtiyacımız yok” denilmek istenir.
2. Bununla da yetinmeyip dinin ikinci kaynağı olan hadis-i şerifler konusunda insanları şüpheye sokmak için Kuran ayetleriyle sahih hadisler arasında çelişki olduğu iddia edilir. Halbuki, sahih hadislerle Kuran ayetleri arasında bir çelişki yoktur. Çelişen şey şudur: Hadis inkârcıları yukarıda belirtildiği gibi Kuran ayetlerine ya da sahih hadislere kendi akıllarınca bir anlam verdiklerinden, kendi verdikleri bu anlamı ayetlerle ya da sahih hadislerle çeliştirirler. Meseleye hakim olmayan birisinin gözünde de ayetlerle sahih hadisler çelişmiş görünür ve doğal olarak kişiler ilgili hadis-i şerif kaynaklarına karşı ayeti kabul etmek gerekliliği hissettiğinden hadis-i şerif kaynaklarını reddetmeye başlar.
3. Daha sonra, sahih hadislerin kendi aralarındaki (sözde) çelişkilerine değinilerek şüpheler biraz daha arttırılmak istenir ve “İşte dine kaynak aldığınız hadis-i şerifler kendi aralarında dahi tutarsız” denilir.
4. Son aşamada ise (sözde) akla, mantığa uymayan pek çok hadis-i şerif olduğu iddialarıyla ortaya çıkılarak insanlar hadis-i şeriflerden koparılır. “Bu hadis-i şeriflerin geçtiği hadis kaynaklarını dine kaynak olarak yakıştırıyor musunuz?” denilerek hadis-i şerif kaynaklarını inkâra yöneltme tuzağı başarıya ulaşır ve insanların inançları, itikadları bu nedenle bozulur. Ancak, hadislere bazen kendileri ekleme yaparlar, bazen de hadis-i şerifi eksik alırlar. Kasıtlı olarak tamamını ya da şerhini vermezler. Ya da hadislerin sıhhat düzeylerini göz önüne getirmezler. Sonuç olarak da, Hz.Peygamberin(sav) hadis-i şeriflerinin yazılı olduğu kaynaklar inkar edilir. Hadis-i şeriflerin devrin yöneticilerine yaranmak ya da zulmüne uğramamak için hadis alimleri tarafından uydurulduğu iddia edilir. Artık doğal olarak, Kuran’ın açıklaması Hz.Peygamberin(sav) hadislerine göre değil kişilerin kendi heva, heveslerine göre yapılmaya başlanır. “Bize sadece Kuran ayetleri yeter, sünnete, hadis-i şerif kaynaklarına gerek yok!” sonucuna ulaşınca da ehli sünnet akaidinin ve büyük fıkıh mirasının yarısından fazlası inkar edilmiş olunur.
Bu yolla ehli sünnet dışı akımların savunucuları tarafından inkar edilen meselelere bazı örnekler verelim. Bu örnekler geniş çapta ehli sünnet karşıtlarının görüş ve itikadlarını oluşturur.
– Hz.Peygamberin (sav) mahşer günü Müslümanlara şefaat edeceği inkar edilir.
– Hz.Peygamberin(sav) miraca çıktığı inkar edilir.
– Kabir azabının, Münker ve Nekir meleklerinin var olduğu ve ruhların kişi öldükten sonra kabirlerinde yaşadığı inkar edilir.
– Hz.Muhammed’in(sav) mucizeleri inkar edilir.
– “Kadere iman”ın imanın şartlarından biri olduğu inkar edilir.
– Recm cezasının varlığı inkar edilir.
– Kadınların başörtüsü takmasının farz olduğu inkar edilir.
– Namazın Türkçe kılınabileceği iddia edilir.
– Kuran’ı Arapçasından okumanın sevap getirmeyeceği iddia edilir.
– Cuma namazının kadınlara da farz olduğu iddia edilir.
– Kaza namazı diye bir meselenin olduğu inkâr edilir.
– Hayızlı kadınların namaz kılıp oruç tutabilecekleri iddia edilir.
– Hanefi, Şafi, Maliki ve Hanbeli gibi hak mezhepler inkâr edilir.
– Hz.İsa’nın(as) kıyamete yakın tekrar yeryüzüne ineceği inkâr edilir.
– Kuran’da Peygamberlerin seçilmiş, üstün kılınmış, örnek teşkil edilen insanlar olduğu belirtilmesine rağmen onların “ismet” yani günahlardan arınmış olma sıfatları inkar edilir. Yani, Peygamberlerin(sav) hata dışında niyet taşıyarak günah işleyebileceği iddia edilir.
– Ve daha pek çok akaid, helal-haram, abdest, hac, zekat gibi konulardaki fıkhi hükümlerin çoğu inkar edilir.
Son olarak da, bu görüşleri savunanlar apaçık reformist olmalarına rağmen reformist olduklarını da inkâr ederler.
Reform akımı savunucuları tarafından inkâr edilen meselelere örnekleri daha da arttırabiliriz. Sadece verilen örneklerle dahi meselenin ciddiyeti ve bu iddialara kapılan ve doğrusunu öğrenmeyen kişilerin ne derece büyük bir itikad bozukluğuna gireceği anlaşılmaktadır. Hadis-i şerif inkârcılığını savunanların kimileri yukarıda sayılanların bir kısmını savunup ehli sünnettenayrılırken, kimileri sayılanların tamamını savunup ehli sünnette tamamen zıt bir çizgi çizmektedir. Bu itikad ortaya konulurken esas alınan temel ölçü ise, kişilerin kendi akıllarıdır. Ancak, her daim aklın önemi vurgulanırken ve herkesin İslam’ı aynı şekilde anlayabileceği düşünülürken, kendi aralarında dahi fikir ayrılıklarına düşmekle bir çıkmazın içerisine girmektedirler. Hadis konusunda ise hangi hadislerin kabul edilip edilmeyeceği hususunda bir bütünlük, ortak bir kabul yoktur. Büyük hadis alimlerinin görüşlerine ve hadis-i şeriflere ya hiç itimat edilmez ya da kısmen itimat edilir. Bazen tevatür düzeyine ulaşmış pek çok sahih hadis-i şerif rahatlıkla inkâr edilirken, bazen de (köşeye sıkışıldığında) kendilerini kurtaracak hadis-i şerifler nelerse, zayıf ya da mevzu(uydurma) dahi olsa, onlara son derece bağlılık gösterebilecek bir keyfiyet gösterilmektedir. Bizler de bu vesileyle İslam’ı, Hz.Peygamberin(sav) sünnetinden ve sahabeden ayırmanın sonuçlarının nasıl bir çıkmaza vardığına şahit olmaktayız.
Kitabımızda, yukarıda bahsedilen ehli sünnet karşıtlarının, ehli sünnet ve’l cemaate saldırma metodları ele alınarak bu saldırma yöntemlerine, iddialarına cevaplar verilecektir. Bu sayede atılmaya çalışılan oklar atılmadan önce yok edilirse ellerde atılacak ok kalmayacaktır ve ehli sünnete yapılan saldırıların çirkinliği, çarpıtma ve iftiraların ne boyutlara ulaştığı gözler önüne serildiğinde, Allah’ın izni ile, ehli sünnet ve’l cemaat yolunun hak yol olduğu bir kez daha kanıtlanmış olacaktır. Kitabımızın başlıca amacı budur. Ancak, hususi olarak cevaplanmasında itikadi açıdan önem arz eden bazı meseleler ayrıca cevaplandırılacaktır. Bunun yanında bizler, elbette sahih ehli sünnet itikadının masumluğu üzerinde durmaktayız. Ehli sünnet itikadı üzere olup da her insan gibi hataları olan şahısların üzerinden ehli sünnete saldırı yapılamaz. Bu, yöntem olarak da son derece düşük seviyeli bir yaklaşımdır. Yoksa her insanın masumluğunu bozacak kusuru olabilir ki bu gayet normaldir. Masum olan, Kuran ayetlerine göre razı olunmuş, tamamlanmış İslam’ın içerisindeki Kuran ve sünneti barındıran, icma ile sabit olmuş, sahih Ehli Sünnet ve’l Cemaat yoludur. Bunun yanında unutmamak gerekir ki, Kuran dışında kusursuz bir kaynak yoktur. Buna, hadis alimlerinin yazdığı hadis-i şerif kaynakları da dahildir. Ancak, zaman zaman karşılaşılabilecek hatalardan dolayı sahih olduğu kesin olan, tevatüre ulaşmış hadislerin dahi inkar edilmesi ve hak olan Ehli Sünnet akaidine ters bir çizgi içinde olunması ciddi bir hatadır.
Sitemizde, ehli sünnet karşıtlarının görüşlerini dayandırmaya çalıştığı iddialara cevap verirken, hadis-i şerifleri tamamen reddeden kesimlerle hadis-i şeriflerin bir kısmını kabul edip pek çok sahih hadis-i şerifi reddedenlerin görüşlerini dayandırdığı iddialara ortak olarak cevaplar verilecektir. Sitemiz, herhangi bir şahsın karalanmasına yönelik değil fikirlerin yanlışlığının ortaya konulmasına yöneliktir. Ümmeti Muhammed’in birliğine olan ihtiyaç ve inancımızın yanında itikad noktasında yanlış fikirlere karşı da tedbirlerin alınması gerekmektedir. Mümkün olduğunca okuyucuyu sıkmayacak şekilde kısa ve öz cevaplar verilmesi ve her kesimden insanın rahatlıkla anlayabileceği bir dil kullanılması, kitabımızı hazırlarken dikkat ettiğimiz en önemli husustur.
• “Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygamber’e(sav) karşı çıkar, müminlerin yolundan başkasına uyup giderse, onu döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir gidiş yeridir.” (Nisa Suresi, 115)